yetmiş ikiden tavşan

6 Mayıs 2008 Salı

evvvvettt merhaba.
düğmelerimizi ilikliyelim.
sesimizi ayarlayalım.
hazırım.1 2 3 ( 3 neden aşağı düşmüş ) motorr...
bugün aklına takılan şarkının peşine düşen kızı oynuyorum.
"ı'm gonna love youu...,to yuuuu (buralar da uzatıyor adam u lar sakız oluyor resmen.soft bir sesi var yalnız <3)
internet camiasını talan ettim nerdeyse ama nereye saklanmışlarsa;aferim sobeleyemedim bi türlü.. belkide artık şifre değişmiştir.doğru ya elma deyince çıkmak bizim çocukluğumuzun şifresiydi. büyük ihtimalle bu yüzden bulamadım.
neyse ki peşlerinden süper kahramanımı gönderdim. filmin bu sahnesinde üzerinde kocaman bir B harfi bulunan süper kahramanım ağlayan gözlerimdeki yaşları gönderdiği xcltrl ışınlarıyla sabun köpüklerine dönüştürüp filmin geri kalan sahnesinde bulunmamamı saglıyor.
ben de boynumda ki kolye görünümlü kahve makinasıyla ( bay B'ye de yılbaşında kol saati görünümlüsünden almıştım) chocolate mint'imi yapıp geriden izliyorum.
ve filmin geri kalan kısımlarına -resmen bir trajedi örneği sahnelercesine- aşırı şiddet içerdiğinden karartma uygulamak zorunda kalıyoruz.

daha sonra vücudunun çeşitli yerlerine notalar saplanmış olarak dönen B den dinliyoruz hikayenin kalan kısmını. meğerse tam yenilip de - ki notaların attığı tiz çığlıktan cam gibi kırılacağı bir andır bu- kolunda ki kahve makinalı saat evrilmeye başlamış. ve şahane bir ses kaydedicisine dönüşmüş. fakat bunun normal bir ses kaydediciden farkı şuymuş: sesleri kaydederken aslında içine hapsediyormuş. işte böylelikle şarkımı bulup getirmiş bay B.

rivayet bu ya,bu sesler yalnızca yakalayan kişinin gerçekten sevdiği kişi için çalarmış ve yalnızca ikisine itaat edermiş..
ve şimdi kutuyu açma zamanı. bay B yanıma gelir ve parmakları kutuyu aralar..... acaba sesler onları kovalaycak mı yoksa itaat mı edeceklerdir... bütün gözler kutuya zoomlanmıştır....
devamı gelecekte..
bir nedeni yok yalnızca, öptüm.

4 Mayıs 2008 Pazar

saat 00:21.
ne işim var bu sayfada.
kitlesel iletişim aracım az önce tekrar öldü. gidip gidip geliyor. üzülüyorum buna. iyi bir şey değil.
şu anda benimle beraber yaşayan insanların neler yapıyor olduklarını düşünmeye/düşlemeye çalışıyorum.
nafile.
yeterince tanımıyo muyum ya da özel bir yetenek mi gerektirir.bilemedim.
inanılmaz aile'yi izlemem gerekiyordu. önceden uyarıldım. fakat ne mümkün. eray sağolsun.kültürüme pek faydası dokunmuyor bu çocuğun.
bu ara herşey sakatlanıyor mu ne.? şu saniye klavyemin konuşup derdini anlatmasını bekliyorum. ama nerde onda bu yürek.
anladım. beni kıskanıyor. tıpkı sigaraların beni sevmesi gibi. o da beni seviyor. çünkü kendi başıma yazı yazarken hiç sorun çıkarmıyor ama başkalarıyla konuşunca hemen arıza.
ahhh anlıyamıyorum şu klavyeleri..zor.
deprem dinliyorum. bu grubun özel bi anlamı var nedense. garip. en kötü anlarım da dinlemiş olmama rağmen yine de seviyorum. benim gibi düşünmüş olması daha da hoş. dinlediği zaman aklına ben geliyormuşum.üzülüyormuş. ayrılıyoruz bu yıl çünkü. 4 yıldır birbirimizi hergün görmeye o kadar alıştıkki. geçtiğimiz her sokakta bir iz bırakmışız farketmeden.
her ne ise deprem diyorduk.ismini ilk duyduğumda neden böyle bi isim konula ki bi gruba diye yadırgamadım değil. ismin kötü etkisinden sanırım. ki psikolojide buna yadsıma diyebiliyoruz. ama sora öğrendim ki isim vokalin ismiymiş. bu da yeni bir soru doğurdu: bir insanın ismi neden deprem olur ki ?
bir hikayesi varmış gibime geliyor.
ha bu arada ilk sorumu evet ya gurubn ismi deprem ollur mu ya diye yanıtlamak suretiyle grubun adı da değştirilmiş. ve artık deprem abimiz vokallikten gitara terfi etmiş. yeni isim rind.anlamı da şöyle :
tasavvufun bicimsel kurallarini bir yana birakmis, Tanri'ya ask, sevgi ve cezbe ile ulasmayi hedeflemis, amac edinmistir. Dunyaya ve dis gorunuse hic onem vermeyen rindler halkin gozunde serseri bir kisiligi temsil ederler. Tasavvuf edebiyatinda rindlik ask, gonul adamligi, ic dolulugu, aldirmazlik, kayitsizlik, parayi asagilama, makam ve mevkileri kucuk gorme, pejmurdelik, guzel olana gonul baglama, yasamdan zevk alma, hep neseli olma gibi ogelerle yansitilir..
bukadar. gecenn bu saatinde neden bunları yazma gereği duyduğumu bilmiyorum. uzun zaman olduğunu farkettim sadece. beni sorarsan, idealar evreninde rotama devam ediyorum. katı bir cisme mi çarparım yoksa saydamın içinden geçip bünyeme mi alırım bilinmez. hayat işte.beylik sözlere aldırmadan gülümsememize çengel takmayı iyi beceriyor.
iyi geceler tüm evren.
olan ve olmayanlar.
bir nedeni yok.yalnızca yazdım.