yetmiş ikiden tavşan

10 Şubat 2008 Pazar

keşke parmaklarım daha uzun olsaydı. birçok şeyi yapabilirdim. derste kolayca parmak kaldırabilirdim. asansörde en üst katın düğmesine basabilirdim. pazardan aldığım meyvelerin torbalarını kolayca taşıyabilirdim. sevmediğim insanların gözlerine uzaktan suikast düzenleyebilirdim.

ama bazı sevdiğim şeyleri yapamazdım :( mesela hesap makinesi kullanamazdım. mektup yazamazdım. fotoğraf çekemezdim. ölürdüm.

ne tuhaf.

gündüzleri bazen düşünürüm rayların altındaki yıldızları.. yıldız olur mu orda akıllım demesin kimse bana. demirler ayna parlaklıgına ulaştımı o gün yıldızlar yansır yüzeyine ve gündüzleri aramasın kimse onları mavilikde. demir raylarında yüzünüzün bir kesitinde görebilirsiniz parlaklığını.gözünüze ışık kaçar güneş sanırsınız. ne garip olurlar onlar.her an konuşmaya hazırdırlar. ama duymanız gerekir seslerini. duymak istemiyorsanız ki eğer -yoksa ütopyalarınız başka gezegenlerde- duyamazsınız. üzgünüm. üzgün de değilim aslında. hakettiniz.. bazen sizi kimsenin anlamadığını düşündüğünüz olur mu . gereksiz bi soru yanıtı gibi. çünkü bazen siz bile kendinizi anlıyamazsınız. ben bile kendimi anlıyamam. o da. her ne ise ne. her ne ise. ne ise. ne. . .bu yıldızlar gibidir. gökteyken yerde-raylarda- olmak gibidir.ani. ve değişen. bağımlı. ve yahut raylar komünist işidir diyen devlet bakanı gibi sapkın. kişilik testlerine ihtiyacımız yok. analizlerede. sorulara ve cevaplara da. dinlemelisiniz onları. yargılamayınız. son sözü söylemek ise derdiniz hoşcakal diyebilmelisiniz.. ben dedim bile. neden bıçaklarımızı yüzlerimize doğru tutmak zorunda kalalım ki.. yıldız tozlarını topla raylardan. kesene koy. karşıdan gelene 'merhaba' de. ve kesendeki içkiden bir yudum sun. merhaba!merhaba yeşil iplik.. merhaba yıldız tozu..

merhaba bernard merhaba lili